Translate

7 Nisan 2013 Pazar

Gitti...

Ne bir melek var ortada, ne de bir huzur.
Sanki ölümmüş gibi. Siyahmış gibi. “Yazık” gibi…

Sıçradım tüm hücrelerimle hafif gıcırdayan yatağımdan, yanı başımdaki suyu içtim bir nefeste.
Ellerimi dizlerimde birleştirip düşünmeye başladım.
Olsun ulan, olsun amına koyim.
Al. Uyandım şimdi.

Ben uyandığımda o ne yanı başımdaydı, ne de odamın düz tavanında.
Köşedeki kartonpiyerin hafif çatlağı gülümsüyordu sanki.
“Gitti” diyordu.
Evet, gitti…
Öylece gitti kitapsız, yolunu sikeyim...

16 Şubat 2013 Cumartesi

Şüphe...

Naber lan göt hatırladın mı beni? Hatırlamadın mı? Hmm dur hatırlatayım..


Ben, gecenin bi yarısı seni yataktan kaldırtıp sevgilinin profillerini gezdirtenim..
Ben, tuvalete sıçmaya gittiğinde kapının koluna havlu astırtanım..
Ben, laptop kullanırken kamerayı kağıtla kapattıranım..
Ben, yolda yürürken sürekli arkana baktırtanım..
Ben, otobüste seni terletip 3-5 durak önce indirtenim..
Ben, sana defalarca tarayıcı geçmişi sildirtenim..
Ben, telefonunu kurcalarken baş parmağınla ön kamerasını kapattıranım..
Ben, bilgisayarın bozulduğunda tamire harddiski söktürüp göndertenim..
Ben, sana yaz günü pencere perde kapattıranım...

Ben aslında şüphe olmaktan çıktım.. Ben paranoyayım.. Senin paranoyanım..

ve senin bana muhtaç olduğun kadar ben de sana muhtacım..

Hatırladın mı lan şimdi ? Gene mi hatırlamadın ? Yuh..

Pişştt ! Sence sevgilin şuan napıyor? Ahahaha...

19 Ocak 2013 Cumartesi

Mutluluk

Mutluluk var ama bu kavramı herhangi bir kelime ile niteleyemeyiz. Mutluluk bir an gelir arkasından derin bir keder. Sorsan kimse mutlu değil herkesin bir derdi var ve o dert o kişiye dünyanın en büyük sorunu gibi görünür.
Canın acıyor di mi? Ölmek istiyorsun, öldürmek istiyorsun, isyan ediyorsun, neden neden diye sorular soruyorsun, neden herkes mutluyken ben değilim diyorsun, için acıyor, mutlu olmak istiyorsun olamıyorsun, hayata bir sıfır geride başlamış hissediyorsun, seni anlayacak birini istiyorsun bulamıyorsun, dertlerin üst üste büyüyor di mi? Hep keder, üzüntü geliyor. Mutluluk diye bir şey yok, anlık bir şey o mutluluk biraz geliyor arkasından kat ve kat kederi, hüzün, üzüntü. Birilerine kendini duyurmak istiyorsun, duyuramıyorsun. İyi bir iş istiyorsun, iyi bir meslek istiyorsun, Her şeyin iyisini istiyorsun. Diyelim ki istediğin her şey oldu ya sonra? Mutlu mu kalacaksın hep daha fazlasını istemeye devam edeceksin. Diyelim ki en zirvedesin ya sonra? En büyük zaferde kaybeden olmayacak mısın ? bu dünya da mutlu olmayı bekleme boşuna olamazsın.. Kime sorsan dertli, kederli, hüzünlü; kime sorarsan en büyük acıları yaşıyor kime sorarsan bir derdi var. Boşver olduğu gibi yaşa. Canını acıtan her kimse tepkini göster sonu ne olursa olsun boşver ardını düşünme. Ölme gerekirse öldür boşver. Bencil ol boşver.

Kendine zarar verdiğinde hiç bir şeyin değiştiğini anlamayacaksın. Keşke keşke diyeceksin keşke kendime zarar vermeseydim de beni üzenlerin canını acıtsaydım diyeceksin ama göreceksin ki çok geç ve bunun pişmanlığı da canını acıtacak, geçip giden boşa harcanılan zamanda canını acıtacak. Saçma kişiler yüzünden çektiğin acılarda canını acıtacak.

Ama bazen mecburdursun. Yada öyle hissedersin. Acıya katlanırsın. Bazense alışırsın. eskisi gibi acıtmaz. Ya daha derin olur yada duygusuzlaşıp hiçbirşey hissedemezsin. Birileri için katlanmak istersin. Tanımadığın bir insan bile. Hiç görmemişsindir o kişiyi. Ama beklersin öyle birini. İleride gelecektir diye. O gelmez ama. Onun seni bulman lazım. Onun için katlanman lazım. Geçmişini sikeyim böyle hayatın.

1 Ocak 2013 Salı

Türkiyenin 3 tarafı neden denizlerle çevrili?

Bildiğiniz gibi atalarımız orta asya'nın ural-altay bölgesinden anadolu'ya gelmişlerdir.. Altay Daglarında yaygın görüşe göre ermiş insanlar şöyle derlerdi , bana balık vereceğine balık tutmayı öğret..

İşte bu lafı destur edinen karesioğullari beyliğine bağlı atalarımız, anadolu'ya ilk geldiklerinde buradaki insanlara balık tutmayı öğretmek için yaklaşık olarak 32 yıl boyunca (100.000 kişi) gece gündüz toprağı kazmışlardır.. yeterli derinliğe ulaştıktan sonra kanolarla, bidonlarla ve leğenlerle yaklaşık olarak 41 yıl boyunca hazar gölünden su taşımışlardır..

ve böylece türkiye'nin 3 tarafı denizlerle çevrilmiş ve insanlar çok süper birer balıkçı olmuşlardir..

22 Aralık 2012 Cumartesi

İnanılmaz mantıksız mantık hatası şok

Bilirsiniz 'at yalanı sikeyim inananı' diye bir söz var. Burada ses uyumu iyi sağlandığı için pek dikkat çekmiyor ama cümleyi şu şekilde parçalarsak; 'at yalanı' ve 'sikeyim inananı' şeklinde bileşenlerine ayırdığımzda sanırım kendiniz de gördünüz , 'at yalanı' kısmında çok büyük bir safsata mevcut. Biliyorsunuz atlar konuşamaz, dolayısıyla yalan da söyleyemezler. ayrıca farzedelim konuşsunlar, asla yalan söylemezler çünkü atlar asil hayvanlardır.

Daha da ileri gidersek, cümlenin ikinci kısmı bağımsız kalıyor, burada gizli ateizm propagandası var, at yalanı başlı başına belirtisiz bir isim tamlaması olup geri kalanından bağımsız dikkat dağıtıcı bir unsur, insan aa atlar yalan mı söyler ki diye düşünedururken atalarımız orada şipşak inananlara küfür ediyor ve rahatlıyorlar.

Atalarımız çok zeki ve özgür düşünceli insanlardı.

21 Aralık 2012 Cuma

21 aralıkta tüm insanlara güncelleme gelmiş

Evet, ademoglu 1.2 güncellemesi gelmiş. 1.1 güncellemesi nuh tufanı zamanında gelmişti belki bilen vardır. Güncelleme neler getirecek henüz bilinmiyor. Aktif olması için restart gerekiyor. O yüzden yatın uyuyun sabaha güncellenmiş vaziyette uyanacaksınız. hepimize hayırlı olsun.

28 Kasım 2012 Çarşamba

Düş mü gerçek mi?

Şimdi gençler birini düşünün. O kişinin de düşündüğünü düşünün. Şimdi düşündüğünü bildiğiniz için siz varsınız. Hani bi adam diyo ya "Düşünüyorum öyleyse varim." o hesap yani.Düşündüğünü bildiğin için, düşlediğin bu kişinin de var olduğunu biliyosunuz bu durumda. Böylece oda senin kadar gerçek oluyor.

Şimdi can alıcı nokta geliyor. Düşündüğünü düşündüğün kişinin sizi düşlediğini düşünün. Öyleyse gerçek olan biri sizi düşünüyor demektir.
İşin içinden çıkamadığım nokta; o gerçekse, siz bir düş oluyosunuz.
Evet kafayı yedim.